İçeriğe geç

Ruhun şiiri ne anlatıyor ?

Ruhun Şiiri Ne Anlatıyor? Hadi Gel, Biraz Düşünelim

İzmir’de yaşamanın en güzel yanlarından biri, gündelik yaşamın karmaşasında her an bir şeylere takılıp kalabilmek. Bir yandan arkadaşlarla sokaklarda yürürken, bir yandan kafanda dönüp duran felsefi sorularla bir çeşit içsel diyalog yapabiliyorsun. Sonuçta bu şehir, bütün enerjisini seni hayata hazırlamak için harcıyor. Ama, içimde bir ses var: “Ruhun şiiri ne anlatıyor?”

Evet, biraz felsefi bir soru, ama ben de aslında bir nevi felsefe yapmayı seven, ama bunu esprili şekilde yapan biriyim. Mesela geçenlerde bir arkadaşım, bir kafede otururken “Hayatın anlamı ne sence?” diye sordu. Cevabım?

“Ya arkadaşım, benim hayatımın anlamı şu an o kadar derin ki… Bir fincan kahve ve ekran başında takıldığım birkaç saat.”

Ve evet, bu cevap bana gerçekten bir anda “Ruhun şiiri ne anlatıyor?” sorusunu sordurdu. Çünkü aslında bu soru tam da o anda başlıyor. Düşünsene, gerçekten de bir şiir gibi hayatın anlamı. Her an bir dize, her an bir kıta. Peki, benim ruhumun şiiri ne anlatıyor?

Ruhumun Şiiri: Biraz Karmaşık, Ama Sadece Biraz

İzmir’de sokakta yürürken bazen sağdaki kafe, soldaki park, ya da karşımdaki arka sokağa doğru kaybolan insanlar arasında kayboluyorum. Bu anlarda, aklıma bir şey geliyor: “Ruhumun şiiri ne anlatıyor?” Benim ruhum, her zaman kafasında milyonlarca şeyle koşan bir çocuk gibi. Şiirler gibi karmaşık. Bir yanda yaşamak için yapılacak şeyler var, diğer yanda bu karmaşanın içinde bir araya gelen cümleler. Her biri kendi anlamını buluyor. Bazı günler, arkadaşlarla buluştuğumda, yüzümdeki gülümseme tam yerinde oluyor. O an, ruhumun şiiri mutlu bir dizeden bahsediyor. Ama bazen de, canım sıkılıyor, ağlamak istiyorum. O zaman da ruhumun şiiri tam tersi bir yöne savruluyor. Hani o “hüzünlü şiir” kıvamında bir şeyler.

Bir gün, iş yerinde çok saçma bir şey oldu. İki arkadaş arasında bir diyalog duydum:

A: “Ya senin ruhun ne anlatıyor, var mı böyle bir şey?”

B: “Bilmiyorum, ama şu an bir ‘komik’ şiir gibiyim. Neşeliyim ama derinlerdeki sıkıntılarım da hep arkamda.”

Beni “derinlerdeki sıkıntılar” kısmı benden aldı. “Evet işte,” dedim içimden, “Herkesin ruhunun şiiri başka bir dizeden bahsediyor.” Şiir de zaten böyle bir şey değil mi? Hani bazı şiirler seni içine çeker, bazen de dışarıda bırakıverir.

Ruhumun Şiiri, Bazen Tam Olarak Ne Anlatıyor?

Bunun yanıtını çok basit bir şekilde verebilirim. Ruhumun şiiri bazen bir Türk kahvesi, bazen de bir akşamüstü sigarasının dumanıdır. Çünkü ben, ruhumla sürekli bir dans içindeyim. Ruhumun şiirini ne kadar doğru okuyabiliyorum, o kadar hayatı kucaklıyorum. Ama bazen de… Bazen de ne oluyor? O şiir, pat diye kafama düşüyor ve ben hiçbir şey anlamıyorum.

Sokakta yürürken birden aklıma şu geliyor:

“Ya ama ben, mesela sabah işe giderken neden hep aynı kahveyi içiyorum? Yani bu bir rutin, ama neden?”

İçimden şu yanıtı alıyorum:

“Çünkü senin ruhunun şiirinde hep bir sabah kahvesi var. O bir tekrardır ama seni rahatlatır.”

Bir gün sosyal medyada karşılaştığım bir paylaşıma dikkat ettim. Arkadaşım, bir fotoğrafla birlikte şöyle bir şey yazmıştı:

“Hayat bir şiir gibidir, bazen içi boş, bazen de anlamlı bir dizeden ibaret. Ruhun ne anlatıyor? Bunu anlamaya çalışmak…”

İşte o an, tam o an, ruhumu sorgulamaya başladım. Gerçekten de, hepimizin içinde bir şiir var. Ama bu şiir, bazen neşeli, bazen de biraz belirsiz oluyor. Bunu kabul etmek de aslında çok zor değil. Ruhum, “sadece ben varım” diyebilecek kadar cesur olmalı. Bu, içsel bir şiir gibi.

Ruhumun Şiiri: Kapatıp, Açıp Giden Bir Dünya

Ruhumun şiirinin her an değişmesi, hayatımda bir tür “kapatıp açma” moduna dönüşüyor. Mesela sabahları, “Bugün her şey mükemmel olacak” diyebiliyorum. Sonra öğlene doğru bir duraksama, “Bilmiyorum, belki de hayat bir parça kayboluyor,” diye düşünüyorum. Hangi şiir? İşte, bazen ruhum tam böyle bir durumda.

Bir gün, akşamüstü sahilde yürürken, en yakın arkadaşımla şunları konuşuyorduk:

A: “Ruhun şiiri ne anlatıyor, acaba?”

B: “Bilmiyorum ama benim şiirimde hep ‘sosyal medya’ var. Ben de bazen burada takılıp kalıyorum.”

Ah, evet! Sosyal medya, bence en büyük şiir değil mi? Çünkü her şey ama her şey bir parça duygusal geçiş gibi. Hani, bazen “Güzelim, o kadar güzelim ki” yazıları da bir şiir olabilir. “Bugün çok mutsuzum” cümlesi de. Sonuçta hep bir şeyler anlatan, ruhun içindeki şiirler gibi.

Sonuç: Ruhun Şiiri Ne Anlatıyor?

Ruhumun şiirinin ne anlatacağını bilmek, herkesin kendi keşfi olmalı. Belki de bu yazının tek amacı, “Senin ruhunun şiirini nasıl bulabilirsin?” sorusunu sormak. Bazen ruhun çok karışık, bazen çok net oluyor. Ama en güzeli, her an onu kabul edip bir adım daha ilerleyebilmek. Çünkü şiir dediğin şeyin en güzel tarafı, her an değişmesi ve seni bambaşka yerlere götürmesi. O yüzden, biraz da mizah katın, hayatın şiirini yazın. Hem, ne de olsa hepimiz birer şiiriz, değil mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
https://ilbet.casino/